İçeriğe geç

Türkçe ve İspanyolca Arasındaki 8 Şaşırtıcı Ortak Kelime

İspanyolca öğrenmeye yeni başlayan biriyseniz muhtemelen “bu dil bana çok uzak” diye düşünmüşsünüzdür. Ama aslında düşündüğünüzden daha yakın bir bağ var çünkü tarih, Türkçe ile İspanyolcayı beklenmedik şekillerde birbirine bağlamış.

Bu ortak kelimelerin çoğu doğrudan Türkçeden İspanyolcaya, ya da her iki dile de Arapça ve Farsça üzerinden, bazen de Osmanlı’nın Akdeniz’deki uzun izinden geçerek ulaşmış. Sonuç: İspanyolca öğrenmeye başladığınızda fark etmeden zaten bildiğiniz kelimeler var.

İşte en sevdiğimiz 8 tanesi.

1. Kahve → Café

Belki de en güzel örnek bu. Kahve, Arapça “qahwa” kelimesinden gelir ve Osmanlı üzerinden hem Avrupa dillerine hem de İspanyolcaya café olarak geçmiştir. Yani kahvenizi yudumlarken aslında yüzyıllardır süren bir dil yolculuğunu da içiyorsunuz.

Örnek: “Quiero un café, por favor.” (Bir kahve istiyorum, lütfen.)

2. Balkon → Balcón

Balkon kelimesi İtalyanca “balcone”den gelir ve hem Türkçeye hem İspanyolcaya neredeyse aynı şekilde geçmiştir. Sesletimi bile şaşırtıcı derecede benzer.

Örnek: “El balcón tiene una vista hermosa.” (Balkonun manzarası çok güzel.)

3. Yelek → Chaleco

Bunu çoğu kişi bilmez: İspanyolca chaleco (yelek) kelimesinin kökeninin Türkçe yelekten geldiği düşünülüyor. Osmanlı kıyafet kültürü, Akdeniz ticaret yollarıyla Avrupa’ya taşınırken kelimeyi de beraberinde götürmüş.

Örnek: “Llevo un chaleco azul.” (Mavi bir yelek giyiyorum.)

4. Zürafa → Jirafa

Zürafa ve jirafa, ikisi de Arapça “zarafa” kelimesinden türemiş. Bu hayvanın Afrika’dan Ortadoğu’ya, oradan da Avrupa’ya tanıtılma hikâyesi, kelimenin de yolculuğunu özetliyor.

Örnek: “La jirafa es muy alta.” (Zürafa çok uzun.)

5. Yasemin → Jazmín

Hem yasemin hem jazmín, Farsça “yasamin” kelimesinden geliyor. İki dilde de neredeyse aynı sesi taşıması tesadüf değil — çiçek de, kelime de İpek Yolu üzerinden yayılmış.

Örnek: “Me encanta el olor a jazmín.” (Yasemin kokusunu çok seviyorum.)

6. Safran → Azafrán

Baharatların kraliçesi safran, Arapça “za’faran”dan gelir ve İspanyolcaya azafrán olarak geçmiştir. Başındaki “a” sesi, Arapçadaki “al-” (belirli artikel) takısının izidir — İspanyolcada bunu birçok kelimede görürsünüz (algodón, almohada, alcohol gibi).

Örnek: “El azafrán es muy caro.” (Safran çok pahalıdır.)

7. Kimya → Química

Kimya, Arapça “al-kimiya”dan gelir ve bu kök hem Türkçeye hem İspanyolcaya (química) geçmiştir. İlginç bir not: İngilizce “alchemy” ve “chemistry” kelimeleri de aynı kökten türemiştir.

Örnek: “Estudio química en la universidad.” (Üniversitede kimya okuyorum.)

8. Divan → Diván

Osmanlı sarayının meşhur divanı, Farsça kökenli bir kelime olarak hem Türkçede devlet meclisi/kanepe anlamında, hem de İspanyolcada diván (kanepe) olarak yaşıyor.

Örnek: “Voy a sentarme en el diván.” (Divana oturacağım.)


Neden Bu Kadar Çok Ortak Kelime Var?

Bunun basit bir açıklaması var: Arapça ve Farsça, yüzyıllar boyunca hem Osmanlı Türkçesini hem de İber Yarımadası’ndaki İspanyolcayı (Endülüs döneminde) derinden etkilemiş. İki dil birbirinden çok uzak coğrafyalarda gelişse de, ortak bir kaynaktan besleniyorlar. Bu yüzden İspanyolca öğrenirken bazı kelimeler size hiç yabancı gelmeyecek çünkü aslında zaten tanıdıksınız.

İspanyolcada Türkçeyle akraba başka kelimeler biliyor musunuz?

Diğer yazılar